Uzun süre sonra, neye değineceğim bilmiyorum. Aslında pek bir şeye değinmek veya bir konu üzerinden gitmek gibi de olmayacak. Başlık bile öylesine genel ki hangi ucundan tutsan bir sonuca ulaşabilirsin. O yüzden serbest takılacağım.
Bugün kardeşimle uzun süre sonra birlikte vakit geçirelim dedik ve "en" favori aktivitemiz olan sinemaya gitmeye karar verdik. Sinemalardan kalkmadan da "Kuralsız"ı yakalayabildik. Bir film değerlendirmesi yapmayacağım. Ama değinmeden geçemeyeceğim, güzel filmdi, bir baş yapıt değildi ama tüm düşüncelerimden uzaklaştırdı beni.
(filmden bir sahne, sözle birlikte konu ne de ironik oldu)
İşte o uzaklaşma noktasında, filmde bağlandığım hayal dünyasında kopmak istemedim. Sinemadan çıktığımda karnımda yine o bilindik burulma hissi vardı. Gerçek dünyaya dönmek istemiyor, hep o anda filmin heyecanında kalmak istiyordum. Hayal gücünün heyecanında... Bu bir "delilik" mi yoksa gerçek dünyadan kaçma isteğimi bilemem ama küçüklüğümden beri düşündüğüm soruyu hatırlatıyor bana.
"Eğer hayal gücü denen şey olmasaydı bu dünya ne ile nefes alırdı?"
Aslında şöyle çevremize baktığımızda, bugün kullandığımız ne varsa bir zamanlar bir insanın hayalindeydi. Ne garip ama ne heyecan verici bir şey değil mi? O yüzden hiçbir insan hayallerini ve onun verdiği gücü kaybetmemeli...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder